Tanıklığın kabul edilmeme hali, Türk hukuk sisteminde bulunmamaktadır Akrabalık bağı nedeniyle: Şüpheli veya sanığın nişanlısı, eşi, üstsoy veya altsoyu, kan hısımları, kayın hısımları ve aralarında evlatlık bağı bulunanlar tanıklıktan çekinebilir Meslek ve sürekli uğraşları nedeniyle: Avukatlar, hekimler, eczacılar, noterler ve mali müşavirler, görevleri gereği öğrendikleri bilgileri nedeniyle tanıklıktan çekinebilirler


Tanıklığın kabul edilmeme hali nedir?

Tanıklığın kabul edilmeme hali , Türk hukuk sisteminde bulunmamaktadır

Ancak, bazı kişilerin tanıklıktan çekinebilme durumları vardır:

  • Akrabalık bağı nedeniyle : Şüpheli veya sanığın nişanlısı, eşi, üstsoy veya altsoyu, kan hısımları, kayın hısımları ve aralarında evlatlık bağı bulunanlar tanıklıktan çekinebilir
  • Meslek ve sürekli uğraşları nedeniyle : Avukatlar, hekimler, eczacılar, noterler ve mali müşavirler, görevleri gereği öğrendikleri bilgileri nedeniyle tanıklıktan çekinebilirler
  • Devlet sırrı niteliğindeki bilgiler : Kamu görevlileri, görevleri gereği sır olarak saklamak zorunda oldukları hususlar hakkında, sırrın ait olduğu resmi makamın yazılı izni olmadıkça tanık olarak dinlenemezler

Kabul edilmezlik kararı kesin mi?

Evet, Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kabul edilemezlik kararı kesindir ve temyiz edilemez. Ancak, başvurunun süresinde yapılmadığı, şekil şartlarına uygun olmadığı veya eksikliklerin verilen sürede tamamlanmadığı hallerde, Komisyonlar Başraportörünce verilen başvurunun idari yönden reddi kararlarına karşı yedi gün içinde Komisyona itiraz edilebilir.

Kimler tanık olamaz?

Tanık olmaktan muaf olan kişiler şunlardır: Şüpheli veya sanığın nişanlısı, eşi, kan veya kayın hısımları. Sır nedeniyle tanıklıktan çekinmesi gereken kişiler. Menfaat ihlali tehlikesi olan durumlarda tanıklıktan çekinmesi gereken kişiler. On beş yaşını doldurmamış veya ayırt etme gücüne sahip olmayan kişiler. Türk yargısına tabi olmayan kişiler. Ayrıca, isticvap edilen kişiler (mahkeme sorgusu) tanık olarak dinlenemezler.

TCK'da tanıklıktan çekinme halleri nelerdir?

Türk Ceza Kanunu'nda (TCK) tanıklıktan çekinme halleri, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 45. maddesinde belirtilmiştir. Bu maddeye göre tanıklıktan çekinebilecek kişiler şunlardır: Şüpheli veya sanığın nişanlısı. Evlilik bağı kalmasa bile şüpheli veya sanığın eşi. Şüpheli veya sanığın kan hısımlığından veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoyu. Şüpheli veya sanığın üçüncü derece dahil kan veya ikinci derece dahil kayın hısımları. Şüpheli veya sanıkla aralarında evlatlık bağı bulunanlar. Ayrıca, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle tanıklıktan çekinmenin önemini anlayabilecek durumda olmayanlar, kanuni temsilcilerinin rızasıyla tanık olarak dinlenebilirler.

Hangi durumlarda tanıkla ispat yapılabilir?

Tanıkla ispat yapılabilecek durumlar şunlardır: Altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler. Senede bağlanmaması teamül olarak yerleşmiş bulunan hukuki işlemler. Yangın, deniz kazası, deprem gibi senet alınmasında imkânsızlık veya olağanüstü güçlük bulunan hâllerde yapılan işlemler. Hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma (hata, hile, ikrah, gabin) iddiaları. Hukuki işlemlere ve senetlere karşı üçüncü kişilerin muvazaa iddiaları. Ayrıca, 2025 yılı için 33.000 TL'nin altındaki hukuki işlemler de tanıkla ispat edilebilir. Tanıkla ispat, takdiri delil niteliğindedir ve hakim, tanıkların ifadeleri ile bağlı değildir.

Kabul edilemezlik nedir?

Kabul edilemezlik, bir talebin veya başvurunun yetersiz veya geçersiz bulunması durumudur. Bu terim, farklı bağlamlarda çeşitli anlamlar taşıyabilir: Sosyal güvenlik ve emeklilik: Başvurunun reddedilmesi anlamına gelir. Anayasa Mahkemesi başvurusu: Başvuru evrakında eksiklik bulunması veya temel haklara yönelik bir ihlalin olmaması gibi durumlarda verilen karardır. Ceza muhakemesi: İşlemin mevcut durumuyla eksik olduğunu ve tamamlanması gerektiğini açıklayan karardır.

Tanıklama nedir?

Tanıklama, "tanıklamak işi" anlamına gelir. Sözün, savın inanılırlığını güçlendirmek için olayı yaşamış kimseleri ya da anılarını tanık göstererek, yazıya onların görüşlerini ekleme olarak da tanımlanabilir.

Görgüye dayalı tanıklık nedir?

Görgüye dayalı tanıklık, bir kişinin dava konusu olay hakkında kendi beş duyusuyla elde ettiği bilgi ve görgüyü mahkeme huzurunda anlatmasıdır. Bu tür tanıklığın geçerli olabilmesi için, tanığın beyanının kendi algısına ve görgüsüne dayanması, başkalarından duyduklarını aktarmaması gerekir.

Diğer Hukuk Yazıları
Hukuk